Bankerler Olayı

Bankerler Olayı ya da Bankerler Krizi, 1981-82 arasında Türkiye'de çok sayıda bankerin iflası ve on binlerce küçük tasarruf sahibinin para kaybıyla sonuçlanan kriz. 24 Ocak 1980'de alınan ekonomik kararların (24 Ocak Kararları) sonuçlarından biridir.

Gelişmeler

Türkiye'de bankerlik, 1960 sonrasında tasarruf bonoları piyasası ile hızlı şirketleşmenin getirdiği hisse senedi ve tahvil alışverişiyle cılız da olsa bir gelişme göstermişti. Ama menkul değerlerin faizlerinin yasal yolla düşük tutulması, bunların alıcı bulmasını engelliyor ve piyasada değerlerinin altında satılmasına neden oluyordu. Öbür yandan değerinin altında satış, gerçek faizi artırarak bankerliği yaygınlaştırdı. 1970'lerin sonlarına gelindiğinde bankerler, 24 Ocak 1980 Kararları'yla banka kredi faizlerinin yüzde 100'e yaklaşan bir oranda yükselmesinden yararlandılar. Öyle ki, bu yıllardaki yüksek enflasyon nedeniyle temelde büyük bir işletme kredisi gereksinimi içinde olan kuruluşlar, banka yerine, yüksek faiz vererek tasarrufları kendilerine çeken bankerlere başvurmaya başladılar. Bankerler, bankaların tersine, mevduat ve kredide yasal koşullarla kısıtlanmamanın getirdiği kısa süreli avantajı sonuna kadar kullandılar.

Paraları karşılığında çok daha yüksek bir faiz alan tasarruf sahipleri bankerleri yeğleyince, birçok büyük holding de kendi bankerlik kuruluşlarını kurdu. Transtürk ve Profilo'nun kurduğu Meban, Sabancı'nın Ak Borsa, Kozanoğlu-Çavuşoğlu'nun Eko Yatırım, Çukurova'nın Genborsası'nı başkaları izledi. Bu arada eski piyasa bankerlerinin kurduğu Kastelli, Mentaş ve Bimtaş gibi kuruluşlar da büyük mevduat toplamaya başladılar. Bankalar yasal kısıtlamalar nedeniyle yapamadıkları işlemleri gerçekleştirmek üzere bir araya geldiler. On üç büyük bankanın kurduğu Yatırım-Finansman A.Ş. de Ağustos 1980'de menkul değer işlemlerine başladı. Bu kuruluşlar anonim şirketlerin hisse ve tahvilleri ile bankaların çıkardığı mevduat sertifikalarını satarak yüzde 140'a varan oranlarda faizle para toplamaya başladılar. Toplanan büyük paralar piyasa dışından gelen birçok kişiyi de bankerlik yapmaya özendirdi.

İlk dönemde bu gelişmeleri izlemekle yetinen hükümet, durumun bir krize doğru gitmeye başlaması üzerine sistemi düzenlemeye yöneldi. 15 Eylül 1981'de bankerlik kurumunu düzenleyen bir kararname çıkarıldı, 20 Eylül'de de bankerlerin ilan ve reklam yapmaları yasaklandı. Maliye Bakanı Kaya Erdem'in 22 Eylül 1981 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan röportajındaki "Eğer tasarruf sahipleri, bu kişilere paralarını sadece bono karşılığı yatırdılarsa, devlet olarak biz ne yapabiliriz. Bu işin zaten sonu biliniyordu. 3-5 kuruş fazla para kazanmak için kumar oynanmıştır"[1] beyanı krizin işaret fişeği sayıldı. Ekim ve kasım aylarında benkerlik yapabilmek için asgari koşullar getirildi.

1981 yılının sonundan itibaren özellikle banker kurumlarından mevduat çekilişleriyle başlayan kriz sonunda, faizleri ödeyemeyen bankerler peşpeşe iflas etmeye başladılar. Nisan 1982'ye değin 258 banker battı. Sayıları 200 bini bulan ve toplam 75 milyar TL alacakları olan küçük ve orta tasarruf sahipleri ortada kaldı. Paraları batan alacaklılar için 7 Temmuz 1982'de bir kararname çıkarılarak borçların tahsili amacıyla bankerlerin tasfiye işlemlerine başlandı. Tasarruf sahiplerinin mağduriyetinin bir ölçüde giderilmesi amacıyla, 11 Ağustos 1983'te çıkarılan “Bankerzedeler Yasası”yla alacaklıların, paralarının 200 bin TL'ye kadar olan bölümünü bir devlet bankasında bir yıl vadeli bekletmek koşuluyla alabilecekleri hükme bağlandı.[2]

Sonuçları

Kriz, Merkez Bankası’nın son durak kredi işlevini yerine getirmesiyle sistematik bir hal almadan önlenebildi. Bankerlik kuruluşlarının ve kapatılan bankaların, sektördeki ağırlıklarının fazla olmaması nedeniyle krizin etkileri fazla hissedilmedi. Paralarını bankerlerden alabilen mudilerin, kamu bankalarına yönelmesi nedeniyle mevduat dağılımında kamu bankaları lehine değişme görüldü. Krizin siyasi sonucu olarak başbakan yardımcısı ve maliye bakanı Kaya Erdem 13 Temmuz 1982'de, ekonomiden sorumlu devlet bakanı Turgut Özal ise 14 Temmuz 1982'de istifa etti.

Krizin ardından 1988 yılına kadar faiz oranları tekrar Merkez Bankası tarafından belirlenmeye başlandı. 1982 yılında bankerlik kuruluşlarının mevduat sertifikası üzerinden repo yaptığı İstanbulbank, Odibank ve Hisarbank’ın yönetimine el konularak, tüm varlık ve borçları ile birlikte Ziraat Bankası’a devredildi. Yine İşçi Kredi Bankası’nın ve Bağbank’ın da faaliyetine son verilirken, İstanbul Emniyet Sandığı da Ziraat Bankası’na devredildi.

Yaşanan deneyim mali sistemdeki mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını ve sistemin yeniden yapılandırılması gerektiğini ortaya koydu.[3]

Popüler Kültür

Yönetmenliğini Zeki Ökten'in üstlendiği, başrolünde Genco Erkal'ın yer aldığı Faize Hücum (1982) filmi Bankerler Krizi'ni işlemekteydi.

Ayrıca

Kaynakça

This article is issued from Vikipedi - version of the 3/15/2016. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.