Kam (folklor)

Kam, Türk, Altay ve Moğol halk kültüründe büyücü din adamı, Şaman. "Gam" veya "Ham" olarak da söylenir. Topluluklarda doğaüstü güçlerle iletişime geçtiğine inanılan din adamı.

Etimoloji

(Kam/Gam) kökünden türemiştir. Göz alıcılığı, anlamını içerir. "Kamaşmak" kelimesiyle bağı vardır. Kamamak fiili, bir şeyi kapatmak, kilitlemek demektir ki ruhların ele geçirilmesiyle alakalı olabilir. Kamanmak ise bunalmak demektir. Moğolca hamah toplanmak demektir ki, şaman ayini çoğu zaman insanların toplanmasını, bir araya gelmesini sağlar. Yine Moğolca, Türkçe ve Tunguzcada Kam/Kama kökü topluluk, toplanmak, bir araya gelmek, bir arada olma anlamı[1] taşıyan kelimelerin türediği bir köktür. Eski Tunguzcada Kum ruh manası taşır. Moğolcada Keme/Heme kehanette bulunmayı ifade eder. Eski Altaycada ise yürümek manasını içerir. Gumilev, kam ve kamlık kelimelerinin MS 7.yüzyıldan önce tespit edilemediğini, Altay Türkleri arasında 7-12. yüzyıllararasında ortaya çıktığını dolayısıyla şamanizim Türk kültürüne sonradan adapte olduğunu ileri sürerken[2] Özhan Öztürk kelimenin Japonca kami "tanrı" kelimesiyle ilişkili olduğunu iddia etmiştir [3]

Kamların toplumsal konumu

Ruhlarla irtibat kurabilir. Dualarıyla hastaları sağaltabilir ve törenlerle kötü ruhları kovabilir. Aynı zamanda büyücü ve hekimdir. Değişik ritüelleri yerine getirir. Tanrı ilk şamanı yarattığında onun evinin önüne sekiz dallı bir ağaç dikmiştir. Bu nedenle her şaman kendisini temsil eden bir ağaç diker. Bu ağaca “Turuğ” adı verilir. İlerleyen zamanlarda Ayığ Han üç şaman göndermiş ve bunların çadırlarının önüne de yine birer tane ağaç dikmiştir. Rivayete göre Tanrı Ülgen ilk şamana “Senin adın bundan böyle Kam olacak” diyerek adını vermiştir.[4] Gök Tanrı tarafından bu göreve getirildiğine ve üstün güçlerle donatıldığına ve ruhlaralemi ile insanlar arasında aracı olduğuna, bazı gizli bilgiler taşıdığına inanılır. Şaman kendi özel yöntemiyle ulaştığı coşa (vecd) yani kendinden geçme halinde, ruhunun göklere yükselmek, yeraltına inmek ve oralarda dolaşmak gibi yetenekleri bulunur. Coşku halinde ruhlarla iletişim kurar. Bu coşkuya ulaşabilmek için müzik ve ritim büyük öneme sahiptir. Dans ederek kendinden geçer. Maddi dünya ile olan bağlar zihnen kopar. Bu aslında bir çeşit delilik halidir. Bütün kamların çok derin sezgileri, geniş düş güçleri vardır. Derin bir coşkunluğa kapılarak kendinden geçer. Gökleri ve uzayı, yeraltı dünyasını gezdiğine, ruhları gördüğüne, bütün gizli alemleri dolaştığına inanılır. Şaman ruhları egemenliği altına alarak, ölüler, doğa ruhları ve şeytanlarla ilişki kurar. Şaman, gerektiğinde yardımcı ruhları dünyanın her yanına dağılmış olsalar bile olsalar çağırabilir. Bu çağrıyı davul veya tefini çalarak yapar. Şamanizmde tanrı-doğa-insan arasında sürüp giden ve hiç kopmayan bir bağlantının bulunduğu öngörülür. Şamanlar için sıfat olarak "Toyun" (Toyon=“Efendi, Sahip”) tabiri kullanılır. Bazı Macar kavimlerinde Gam sözcüğü falcı, kahin anlamında kullanılır. Şamanların koruyucu ruhlarına Kamortan denmesi de burada değinilmesi gereken bir konudur. Moğollara göre Ergil Buga (veya diğer adıyla Holongoto) şamanlığın dokuz derecesine ait gelenekleri kurmuş ve emrine 99 erkek, 99 kadın şaman alarak Sayan dağlarına çekilmiştir. Kamlamak veya Kammak fiili şamanlık yapmak ve/veya şaman ayini yapmak demektir. Şamanın davul ve def çalarak coşkuya kapılması ve kendinden geçmesi sonucu farklı alemlere yolculuklar yaptığına inanılır. Şaman ayinlerinin hemen her kabilede farklı kuralları vardır. Ruhlar alemi ile iletişim, gelecekten haber verme, insan ömrünün çok ötesindeki geçmişi anlatma bu ayinde tanık olunabilecek durumlardır. Örneğin “Kamıyak” fal demektir ve kamlama ile alakalı olarak ortaya çıkmıştır. Bazen Türk kültüründe din adamları iki isimle (iki sınıf halinde anılır): "Nom" ve "Kam". Bazı kaynaklarda Nomların Kamları bilgileriyle mağlup ettiklerinden bahsedilir. İki tür "Kam" vardır:

  1. "Akkam" (Aktoyun): İyi Ruhlarla iletişime geçtiğine inanılan şaman.
  2. "Karakam" (Karatoyun): Kötü Ruhlarla iletişime geçtiğine inanılan şaman.

"Otagan" veya "Otağan" (Moğollar'da "Utagan" veya "Udagan"), Türk-Moğol kültüründe daha çok kadın şamanlara verilen addır. Ota (ilaç), otamak (ilaçla tedavi etmek) gibi kelimelerle aynı kökten gelir. Utağan, Yatağan kelimeleri Dölyatağı demektir. Od/Ot (ateş), Utmak (kazanmak) sözcükleri ile ilgili olma ihtimali vardır. Otamak (Ota: Bitkisel İlaç) sözünden geldiği kadar Od yani yani ateş sözüyle de bağlantılıdır ki, ateş ile tedavi etmek demektir. Bazı Türk boylarında "Kam" anlamında kullanılan Camanbay (Caman-Bay) (Yaman-bay/Jaman-bay) sözcüğünün Şaman kelimesi ile benzerliği de ayrıca dikkate değerdir.

Erek Han, Türk ve Altay mitolojisinde söylencesel şamandır. Ülgen’in kızlarından biriyle evlenmiştir. Son derece güçlü ve sıra dışı yeteneklerinin varlığına inanılır.

Türkler’in eski dinî inancı

Alâ’ed-Dîn Cüveynî’nin ifadesine göre eski Türkler kendi dinî reislerine “Tuyuk” [5], dinlerine ise Arapçada kullanılan “Namus” ve “En-Nevâmis-i İlâhiye” kelimesinin ilk kökü olan “Nom” ismini vermişlerdi. Yunancaya “Numus – Havus” şeklinde geçen bu kelime “ezelî irâde ve mukaddesât” manâsında, Sanskrit dilinde ise “Tanrı”[6] kelimesinin karşılığı olarak kullanılıyordu. Türkler kendi ruhânîlerine “Tüyun/Tuyon,” kâhin ve sihirbazlarına ise “Kam” adını veriyorlardı.[7] Ayrıca Türkler, dinî kitaplarına da “Nom”, Tüyunlara da “Nomiler” derlerdi. İslâmiyet’ten sonra ise Oğuzlar kendi Kamlarına “Ozan” adını verdiler. “Şâmân” kelimesi ise bunun Avrupalılar tarafından bozulmuş haliydi. Şâmânlar, toplumda “doktorluk,” “sihirbazlık” ve “kâhinlik” olmak üzere üç ayrı mesleği birlikte icrâ etmekteydiler. Büyük Türk düşünürü Ziya Gök Alp’e göre Avrupalılar tarafından yanlış olarak “Şâmânîlik” olarak adlandırılan Türkler’in eski dinlerinin asıl doğru isminin “Tuyonizm” olması gerekir.[8] Yine Ziya Gök Alp’in savunduğu fikirlere göre, Türkler’in dinî bidâyette her ne kadar “Naturizm” olarak algılanmaktaysa da gerçekte bu bazı rumuzlardan ibaret olan ve birtakım timsallere tapınılan “Sembolizm” anlamına gelir. Farklı şartlar altında yaşayan toplumlar arasına yayılmış olan bu i'tikad sisteminde din ile sihrî birbirinden ayıracak olursak, bir tarafta bir nev’i Animizm’den ibaret bir Şâmânîlik, öte tarafta da mâbudlar ve kâinat sistemine mâlik olan bir “Tuyonizm” görülür.[9]

Kamhan

Kamhan, Türk ve Altay mitolojisinde söylencesel hakandır. "Kamgan" veya "Gamhan" da denir. Bayındır Han’ın atasıdır. Aynı zamanda güçlü bir kamdır. Türklerde eski dönemlerde hanlar aynı zamanda toplumun başındaki kam olarak da yer alırlar.[10] Kam sözcüğü Türkçede şaman demektir.

Porhan

Porhan, Türk ve Altay mitolojisinde şaman anlamına gelir. Şamanların en güçlü olanlarıdır. "Porkan" da denir. Ruhlar alemiyle iletişime geçebilen kişi. İlkel din adamı. Kara Çor, Sarı Çor, Ak Çor gibi değişik türlerdeki cinlerle iletişime geçebilirler. Hatta onların hanlarıyla konuşurlar. Sözcük Farsça Peri kelimesinden türeyen Perihan ile bağlantılı gösterilse de, aslında Bur Han, Bura Han gibi Türkçe kökenli sözcüklerden gelmektedir. bura/burçın (geyik), burcu (parfüm) sözleriyle kökteştir. Tunguz ve Mançu dillerinde Borkan renklilik ifade eder ki, şamanların rengarenk giysilerini çağrıştırmaktadır. Abdülkadir İnan'a göre Porhan sözcüğü "Burhan" (şaman ruhu) sözcüğünün farklı bir söyleyiş biçimidir[11] ve Fars kültürünün etkisiyle Perihan şekline dönüşmüştür.

Coşa

Coşa, Şamanın kendinden geçmesidir. Vecd, trans hali. Şamanların, evliyaların yaşayabileceği bir deneyimdir. Maddi dünya ile olan bağlar kopar. Deliliğin geçici bir türü olarak dahi görülebilir. Müzik ve ritim ile sağlanır. Bazen de tefekkür ve odaklanma sonucu bu kendinden geçme meydana gelir. Tanrısal ve metafizik bir sarhoşluk olarak da düşünülür. Bu nedenle tasavvufta esri (sarhoşluk) kavramı mecazi bir anlama sahiptir. Coşku halinde olanların anlattıkları veya anlatmak istedikleri şeyler mecazlarla ve simgelerle doludur. Derin anlamları vardır. Coşkuya gelme kavramı Şamanist inançlarda olduğu kadar tasavvufla bağlantılı pek çok anlayışta da mevcuttur. Sözcük, coşmak fiilinin çekimli halidir. Coşku sözcüğü ile aynı kökten gelir.

Turuğ

Turuğ, Türk ve Moğol şamanizminde Şaman Ağacı. Moğollar Toruğ derler. Tanrı ilk şamanı yarattığında onun evinin önüne sekiz dallı bir ağaç dikmiştir. Bu nedenle her şaman kendisini temsil eden bir ağaç diker. Bu ağaca “Turuğ” adı verilir. Turuğ, kelime anlamı olarak dayanıklı, yerinde duran, ölümsüz demektir. Tör/Törü/Türe/Törö/Turo/Turu sözcükleri Moğolcada da emir, düzen ve bunun yanında evlilik ve doğum anlamlarını bünyesinde barındırır.

Emegey

Emegey, Altay şamanizminde ve halk inancında şaman ruhudur. "Emeget" veya "Emeket" de denir. Şamanın varlığında kök salar. Kel ve parmak kadardır. Bu ruh olmadan şaman olunamaz. Şamana yol gösterir. Şaman öldüğünde kuş görüntüsünde dışarı çıkar. Şamanın mezarının yanında veya üstünde büyüyen ağacının üzerinde mezarın saygınlığını ve temizliğini korur. Emege/Emegen büyükanne ve yaşlı kadın demektir. Tunguzlarda koruycu ruhlara verilen Amaka adıyla da bağlantılıdır. Teleğüt Türkleri ise bu ruha Emegen adı verirler.

Keltegey

Keltegey, Altay şamanizminde Kam’ın (şamanın) koruyucu ruhudur. Keleni olarak da söylenir. Şaman kaçan ruhları geri getirmesi için Keleni’yi gönderir. Ama o her zaman şamanı dinlemez. Bir söylentiye göre göklerden yere inen bulutlar ile insanoğlunun birleşmesinden türemişlerdir. Sembolü hilaldir. Görünüşleri gülünç ve peltek dillidirler. Kekemelik yaparlar. Çok kıskançtırlar. Her iki ayağı da topaldır. Sözcük, dayanıklılık, büyüme gibi anlamlar ifade eder. Moğolca Helhe/Kelkiye sözcüğü iletişim kurmak demektir.

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. Altaic Etymology, Starling ("kàma")
  2. Gumilev, 1999: 129
  3. Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix yayınları. İstanbul, 2009 ISBN 9786955738266 Kam Maddesi.s. 395
  4. Türk Söylence Sözlüğü, Syf.165, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011, (OTRS: CC BY-SA 3.0)
  5. Türk – Moğol Tarihi, Cilt 2, Sayfa 49, Dökini tercüme.
  6. Havz’ûl-Hayât. [Hindistan’da “Fakir” adı verilen meslek üyelerinin yaptığı ibâdetlerde bu kelime özel bir şekilde telâffuz edilmektedir.]
  7. Alâ’ed-Dîn Cüveynî, Cihân-Kûşâ.
  8. Gök Alp, Ziya, Türk Medeniyeti Tarihi, Sayfa 25.
  9. Gök Alp, Ziya, Eski Türkler’de din, Dar’ül-Fünun Edebiyat Fakültesi mecmuaları, Sayı 5, Rûmi 1332.
  10. Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi (Sayfa-290)
  11. Müslüman Türklerde Şamanizm Kalıntıları, Abdülkadir İnan
This article is issued from Vikipedi - version of the 12/30/2016. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.