Karacaahmet Mezarlığı

Koordinatlar: 41°00′40″K 29°01′34″D / 41.01111°K 29.02611°D / 41.01111; 29.02611

Karacaahmet Mezarlığı

Mezarlık bilgileri
Açılış yılı: 14.Yüzyıl
Ülke: Türkiye
Konum: Üsküdar, İstanbul
Tür: Devlet mezarlığı
Büyüklük: 750 dönüm
Kabir sayısı: ±2.000.000

Karacaahmet Mezarlığı, Türkiye’nin en büyük, dünyanın sayılı büyük mezarlıklarındandır. İstanbul ilinde, Üsküdar ilçesinde yer alır. İstanbul’un yalnız en büyük ve aynı zamanda en eski mezarlığıdır.

Günümüzde içinde bulunan yollarla ve Karacaahmet Sultan Dergâhı'nın da içinde bulunduğu alanla birlikte yaklaşık 750 dönümlük bir araziyi kaplayan mezarlık; Miskinler, Saraçlar Çeşmesi, Şehitlik, Musallâ ve Duvardibi adlı beş büyük bölgeye ayrılır. Mezarlık kuzeyde Tunusbağı’ndan güneyde İbrahimağa çayırına doğru eğimli bir arazi yapısına sahiptir. Seyitahmet deresi vadisi mezarlığın en çukur kısmını teşkil eder. Güneyinde İbrahimağa çayırının devamında, Karacaahmet Mezarlığı’ndan ayrı kabul edilen Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı yer almaktadır.

Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Karacaahmet Mezarlığı, başta servi olmak üzere çınar, defne, çitlembik gibi ağaçları ve çeşitli bitkileriyle bir orman görünümündedir.

Toplam defin sayısı, geçmişte kayıt tutulmadığı için kesin olarak bilinmemekte ama milyonlarla ifade edilmektedir. Zira, Istanbul Mezarlıklar Müdürlüğü'nün ölü kütüğü kayıtları, ancak 1937 senesinden sonra tutulmaya başlanmıştır.


Genel bilgi ve Tarihçe

İlk olarak İstanbul'un Müslümanlar tarafından kuşatılması sırasında şehit olan askerlerin buraya gömüldüğü sanılmaktadır. Mezarlık adını, İstanbul'a Hacı Bektaş-ı Veli tarafından İslam dinini yaymak üzere gönderilen Karaca Ahmet'ten alır. Mezarlıkta hiçbir zaman Roma veya Bizans lahdine rastlanmaması, mezarlığın Türk yerleşimiyle beraber geliştiğini tasdik eder niteliktedir.

Karacaahmet'in resmen mezarlık haline getirilmesi 1582 senesinde, III. Murat’ın annesi ve II. Selim’in eşi Nurbanu Sultan'ın kendi arazisinden 124 dönümlük bir araziyi mezarlık olmak üzere ayırması ve buralara serviler diktirmesiyle olmuştur. Ayrıca, bu servi ağaçlarının muhafazası için 13 kişiyi korucu ve defin işleri için de 24 kişiyi mezarcı olarak tayin etmiştir.

Resmi kaynaklarda ismi ilk kez 1698 yılında Karacaahmet Sultan Mezarlığı olarak geçen mezarlığın, bir diğer ismi de 'Üsküdar Mekabir-i Müslimini' dir.

Başlangıçta boş, uçsuz bucaksız, temiz bir defin sahası olan bu mezarlık, yüzyıllarca İstanbul halkı tarafından hep tercih edilen bir yer olmuştur ve kurulduğu günden bu yana kesintisiz olarak hizmet vermektedir.

Karacaahmet'in tercih sebebi, halk arasında Üsküdar'ın Asya kıtasının uzantısı olması ve dolayısıyla Mekke-Medine ile ilişkilendirilmesi sonucunda Kabe toprağı olduğuna dair inanıştır. Bu sebepten ötürü, Avrupa yakasında vefat edenlerin cenazeleri, yüzyıllar boyunca kayıklarla Üsküdar'a, Salacak iskelesine taşınmıştır.

İranlılar mezarlığı olarak da bilinen Seyitahmet bölümü, Karacaahmet'in önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır. Şii mezhebine mensup ölülerin defnine tahsis edilen alanın, 1850 tarihinden önce oluşturulduğu düşünülmektedir. Bu bölüm, aynı zamanda Türkiye'deki Caferilerin de ölülerini defnettikleri bir alandır. Bu bölümde defnedilen ünlü kişiler arasında Abdülbaki Gölpınarlı, Cem Karaca gibi isimler vardır.

Bir matem ayı olarak bilinen Muharrem ayının onuncu gününe denk gelen Aşure Günü, günümüzde hala Caferiler'in Karacaahmet Seyit Ahmet Deresi bölümünde bulunan İranlılar Mescidi'nde matem törenlerine ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.

Karacaahmet Mezarlığı, gerek Sünni, gerekse Alevi olmak üzere tüm İslam mezhepleri tarafından mübarek bir defin sahası olarak görüldüğünden, özel bir konuma sahiptir.

Karacaahmet Mezarlığı, 1917, 1940, 1956 ve 1974 tarihlerinde olmak üzere dört defa istimlak edilmiştir. Bu istimlaklarda, özellikle 1974'te Karayolları'nın istimlakı sırasında ciddi şekilde tahrip olmuştur.

İstimlakler ve imar faaliyetleri öncesinde, Karacaahmet mezarlığı’nın başlangıç noktası geçmişte Menzilhane denilen, günümüzdeki Gündoğumu Caddesi’nin başı iken, bu nokta Cumhuriyet döneminde kuzeydeki Tunusbağı Caddesi nihayeti ve burada halen mevcut olan 1681 tarihli Hacı Faik Bey Çeşmesi olmuştur.

Karacaahmet Mezarlığı civarında ve içinde, Osmanlı döneminde tesis edilmiş 6 tekke ve namazgah, 3 cami, 7 çeşme, 2 okul, 1 hastane ve 1 kireçhane bulunmaktaydı. Ayrıca, sahipsiz ve eski mezarlardan toplanan kemiklerin muhafazası amacıyla bir kemik havuzu oluşturulmuştur, burası Havuz kapısı bölümü adıyla bilinmektedir.

Mezarlık, etkileyici görünümü ve mimari ihtişamıyla yüzyıllar boyunca yabancı seyyahları büyülemiş, birçok seyyah hatıralarında bu mezarlıktan söz etmiştir. Hatıratında mezarlığı anlatanların başında yer alan Theophile Gautier, Karacaahmet'in Doğu'nun en büyük mezarlığı olduğunu söyleyerek hayranlığını dile getirmiştir. Ayrıca, Edward Raczynski 1814'de İstanbul ve Çanakkale'ye Seyahat adlı eserinde, ve yine Alman mareşal Helmuth Karl Bernhard von Moltke Türkiye'den Mektuplar adlı kitabında Karacaahmet Mezarlığı'na büyük bir yer ayırmışlardır.

Mezarlığa ait en eski fotoğraflar 1852-1854 yıllarında Ernest de Caranza tarafından çekilmiş, onu Abdullah Biraderler, Bergren ve Foto Sabah takip etmiştir.R. Walsh ise burasını eğimli bir arazi içinde geniş yollarla ayrılmış büyük bir ormana benzetmiştir. Onun tasvir ettiği sahne Thomas Allom tarafından gravür olarak resmedilmiştir.

Türk siyaset ve kültür hayatının önemli pek çok isminin mezarlarını barındırmaktadır. Şahideler ve lahitler değişik türlerdeki başlıklarıyla önemli bir sanat özelliği arz eder. Şahidelerin üzerindeki kitabeler eğer bir hattatın eliyle hazırlanmışsa sanat değeri taşımaktadır. Başlıklar mezarda yatan kişinin cinsiyeti, mesleği, rütbesi, sosyal mevkii, ailesi, felsefi ve dünya görüşü, ölüm şekli ve yaşadığı dönemle ilgili bilgiler verir. Bu özelliği ile şahideler birinci dereceden belge niteliği taşımaktadır. Ayrıca şahide ve lahitlerin üzerinde bulunan değişik motifler taş işçiliğinin şaheserleri kabul edilmektedir. Çiçek ve meyve motifleri, değişik bitki betimlemeleri en sık kullanılan motifler olmuştur. Mezarlık büyük tahribata uğramış ve paha biçilemez pek çok değerli şahide imha edilmiştir. Özellikle yeni gömü alanı elde etmek için yapılan tahribatlarda sayısız kıymetli şahide ve lahit yok edilmiştir. Mezarlıkta birçok ünlü yatmaktadır. Ancak büyük kısmının mezarları günümüze ulaşmamıştır.

Karacaahmet'te 16. yüzyıldan kalma mezar taşı hemen hemen yok gibidir. Yer yer 1698 sonrasına ait mezar taşları görülebilmektedir. Mevcut en eski mezar taşı Şeyh Hamdullah Efendi'ye ait olup 1520 tarihlidir. Geçmişten günümüze gelebilen eski taşların çoğunluğu 19. yüzyıla aittir.

Nişancı Hamza Paşa’nın üstü kubbeli açık mozolesi, halk arasında yanlışlıkla “At mezarı” olarak bilinmektedir.

Divan edebiyatının ünlü şairlerinden Nâbî, Nedîm, Enderunlu Vasıf ile Emin Hâkî, Nabizâde Nâzım, Mirzazâde Ahmed Neylî de Karacaahmet’te gömülüdür.

Mezarlıkta yatan bazı ünlüler

Bilim insanları

Sanatçılar

Siyasetçiler

Yazarlar

Ayrıca bakınız

Kaynakça

Dış bağlantılar

This article is issued from Vikipedi - version of the 1/11/2017. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.