Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı

Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı
آياستفانوستاكى روس آبيدسينين حدمي
Abidenin yıkımı öncesinde, sırasında ve sonrasında çekilen fotoğraflarla oluşturulan canlandırma.
Yönetmen Fuat Bey
Görüntü yönetmeni Fuat Bey
Türü Belgesel
Renk Siyah-beyaz
Yapım yılı 1914
Ülke Osmanlı İmparatorluğu

Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı (Osmanlı Türkçesi: آياستفانوستاكى روس آبيدسينين حدمي; Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Hedmi[not 1]), Fuat Bey tarafından 14 Kasım 1914'te çekilen ve Türk sinema tarihinin başlangıcı kabul edilen Osmanlı kısa belgesel filmi. Ayastefanos (günümüzde Yeşilköy) yakınlarındaki Kalitarya'da (günümüzde Şenlikköy) 93 Harbi'nin anısına Ruslar tarafından inşa edilen Ayastefanos Rus Abidesi'nin yıkılışının konu edildiği film Avusturya-Macaristan şirketi Sascha-Meßter-Film'in yapımcılığında Osmanlı Ordusu adına 150 metrelik filme siyah-beyaz olarak çekilmiştir.

Öte yandan bazı kaynaklarda filmin gerçekten çekilip çekilmediği tartışma konusu olmuştur. 1953 yılında Nurullah Tilgen tarafından ilk Türk filmi olduğu ortaya atılmış, filmin hiçbir kopyasının bulunamaması ve varlığına dair somut bir delilin olmaması nedenleriyle bu iddiaya karşılık ilk şüphe de 1970 yılında Nijat Özön tarafından dile getirilmiştir. Filmi izlediğini iddia eden tanıkların ortaya çıkmasına rağmen sinema tarihçileri halen filmin gerçekten çekilip çekilmediği konusunda hemfikir değillerdir. Ayrıca, belgesel filmin "ilk Türk filmi" olma iddiası da tartışmalı olup farklı kesimlerce çekilen ilk Türk filminin İp Eğiren Kadınlar ya da Büyükanne Despina olduğu ileri sürülmektedir.

Abidenin inşası ve mahiyeti

Ayastefanos Rus Abidesi'nin cepheden görünümü.

Ayastefanos Rus Abidesi, 1877 ve 1878 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya İmparatorluğu arasında yaşanan 93 Harbi'nin kazanan tarafı olan Rusya tarafından savaş sırasında ölen askerlerinin anısına ve zaferlerinin hatırasına dikilmiştir.[2][3] İlk olarak 1883 yılında 93 Harbi'ni sonlandıran antlaşmanın[4] imzalandığı yer olan Neriman Şah Köşkü'nün[5] yerinde dikilmesi planlanan[6] ve yapımı için Osmanlı tarafına başvurulan abidenin inşası Osmanlı halkı üzerinde kötü bir etki bırakacağının öngörülmesi nedeniyle uzun süre engellenmiştir.[6] Tarafların uzun süren anlaşmazlıkları sonucunda II. Abdülhamid'in girişimi ve Rus tarafının kendi askerlerinin defnedildiği mevcut mezarlıkların metruk halde olması nedenleriyle salt bir abide değil mezar, din ve hayır kurumu olarak inşa edilmesi konusunda anlaşılmıştır.[7][8] Ayrıca inşa yeri de Rusların ilk planladığı şekilde 93 Harbi sırasında ulaştıkları en uç nokta olan[9][7] Ayastefanos (günümüzde Yeşilköy) değil Kalitarya (günümüzde Şenlikköy) olarak belirlenmiştir.[10][11][12]

24 Nisan 1892 tarihinde Meclis-i Vükelâ tarafından onaylanan yapı inşasının ne zaman başladığı tam olarak bilinmemekle birlikte 20 Ocak 1893 ile 25 Haziran 1893 tarihleri arasında başlamış olduğu düşünülmektedir.[13] Kasım 1898'de tamamlanarak 18 Aralık 1898 tarihinde resmî açılış töreni yapılan[14][15] yapı anıtsal bir üslupla inşa edilmekle birlikte Rus askerlerin kemiklerinin muhafaza edildiği bir mezar-kilise olarak hizmet vermekteydi.[16][12][17] Osmanlı belgelerinde Rus mezarlığı ve teferruatı, Rus kilisesi, Rus manastırı gibi adlarla anılan yapıdan özellikle yıkılışının ardından "abide" olarak bahsedilmiştir.[16]

Abidenin yıkılışı ve filme çekilmesi

Abidenin yıkımı için gerçekleştirilen patlama anı.

93 Harbi'nin sonlanmasından I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar geçen süre içerisinde 19. yüzyıl başlarına görece durgun geçen Osmanlı-Rus ilişkileri bu süreç sonunda tekrar gerginleşmeye başlamıştır. Boğazları olası Rus tehdidine karşı güvenceye almak isteyen Osmanlı tarafının Dahiliye Nazırı Talat Paşa kanalıyla Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Dmitriyeviç Sazonov'a ittifak teklif etmelerine karşın olumlu cevap alamamaları, Britanya İmparatorluğu'nun Osmanlı Donanması'na teslim etmesi gereken Reşadiye ve Sultan Osman zırhlılarına el koyması gibi etmenler Osmanlı'yı Alman İmparatorluğu ile ittifak yapmaya itmiştir.[18][19] Avrupa'daki kutuplaşmalar sonunda İttifak Devletleri içerisinde yer alan Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri içerisinde yer alan Rusya I. Dünya Savaşı'nın farklı taraflarında bulunmuş ve ilişkiler tamamen kopmuştur.[18][20][21]

I. Dünya Savaşı'na giden süreçte iki ülke ilişkilerinin bozulmasıyla birlikte basında Rus zafer anıtı niteliği taşıyan bu yapının yıkılmasının gerekliliğine dair yazılar yer almaya başlamıştır.[22] İstanbul Ansiklopedisi'nde, bu konudaki ilk yazının Aka Gündüz tarafından yazıldığı aktarılmaktadır.[21] Ayrıca Tanin, Turan gibi yüksek tirajlı yayınlarda da abidenin yıkılması yönünde yazılar kaleme alınmıştır.[23] 11 Kasım 1914 tarihinde Osmanlı'nın Rusya ve müttefiklerine savaş ilan etmesini[24][25] takiben iktidardaki İttihat ve Terakki Dahiliye Nazırı Talat Paşa'nın deyimiyle "harbi popüler hale getirmek" amacıyla propagandaya girişilmiştir.[26][27] Basındaki propagandanın yanı sıra bunun bir parçası olarak[20] 14 Kasım 1914'te Britanya, Fransa ve Rusya'ya cihat ilan edilmiş; İstanbul sokaklarında Fransız, İngiliz ve Ruslara ait yerler yağmalanarak harap edilmiş[21], Rusların 93 Harbi'ndeki üstünlüğünün simgesi olan ve dönem Osmanlı gazeteleri tarafından utanç kaynağı olarak gösterilen[8][28] Ayastefanos Rus Abidesi de tahrip edilen yapılardan olmuştur.[29] Gazeteler, yıkımı izleyenlerin hatıratları ve resmî kaynaklar arasında abidenin yıkım aşamasına dair farklı anlatımlar olmakla beraber[12] yıkımın nihai olarak 27. Süvari Alayı tarafından çan kulesinin dinamitlenerek gerçekleştirildiği konusunda kaynaklar hemfikirdir.[30][7] Abidenin kaidesi dahil tüm kompleksin yıkılması ise üç ay kadar sürmüştür.[7][31][28]

Abidenin çan kulesi tamamen yok edildikten sonra kalan kaidesinin çekilmiş bir fotoğrafı.

Abidenin yıkılması konusu aylar öncesinden konuşulmaya başlanmış, yıkımın devlet adına propaganda aracı olarak kullanılmak niyetiyle fotoğraflanması ve filme alınması planlanmıştır.[32][26] Ordu adına Sadi Bey, Tanin gazetesi adına Ali Enis Bey, Photographie Resna adına Rahmizâde Bâhâeddin ve Tasvir-i Efkâr gazetesi adına ismi bilinmeyen bir fotoğrafçı abidenin yıkımını fotoğraflarla belgelemişlerdir.[33][20][34][21] Ayrıca yıkılışın filme alınması için müttefik Avusturya-Macaristan menşeili Sascha-Meßter-Film ile anlaşılmış[30][12] ancak savaş ilanı sonrası halk arasında yükselen ulusal duygular dikkate alınarak son anda filmi çekecek kişinin Müslüman Türk olması şartı getirilmiştir.[32][35] Orduya katılmadan önce film göstericisi olarak çalışan, 11 Ağustos 1914'te askere alınan ve yedek subay olarak görev yapan Fuat Bey filmi çekmeye en uygun kişi olarak görülmüştür.[36][37][38][9] Göstericiyi kullanmayı bilmesine karşın daha önce hiç alıcı kullanmamış olan Fuat Bey'e şirketin itiraz etmesine karşın birkaç saat boyunca makineyi nasıl kullanacağı öğretilmiş, gerçekleştirilen kısa bir deneme çekiminde başarılı olunca şirketin de onay vermesiyle abidenin yıkılışı Fuat Bey tarafından çekilmiştir.[37][38][39][40] 14 Kasım 1914 Cumartesi günü saat 8.30'da[41] 150 metrelik filme siyah-beyaz olarak çekilen ve Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı olarak adlandırılan bu belgesel film günümüzde Türk sinemasının başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir.[9][42][43][44][45]

Filmin varlığına ilişkin kuşkular

Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı, halen ortaya çıkmamış olması ve varlığına dair somut verilerin olmaması nedenleriyle günümüzde Türk sinemasının ilk filmi olarak kabul edilmesine karşın gerçekten çekilip çekilmediği sinema tarihçilerince tartışma konusu olmaktadır.[46] Abidenin yıkımını gerçekleştiren Bahri Doğanay'ın da 30 Haziran 1950 tarihli Tarih Dünyası dergisinde yayınlanan yazısında yıkımın fotoğraflandığını belirtmesine rağmen film çekiminden söz etmemesi de kuşkuları derinleştirmekle birlikte[20] Doğanay'ın yazısının gerçeklerle ne kadar uyuştuğu da tartışmalıdır.[47]

Filmin Türk sinema tarihindeki önemi Nurullah Tilgen'in 18 Temmuz 1953 tarihli Yıldız dergisinde yayınlanan "Türk Filmciliği: Dünden Bugüne 1914-1953" başlıklı çalışmasıyla ilk kez gündeme gelmiştir.[37][40][48] Tilgen filmin ne zaman, kim tarafından, nerede çekildiğine dair bilgilere yer verdiği makalesinin[41] ardından 10 Haziran 1954 tarihli Yirminci Asır dergisinde Fuat Bey ile röportaj gerçekleştirerek filmin nasıl çekildiğine dair detayları yayınlamıştır.[49] Tilgen'in bu çalışmaları daha sonra Nijat Özön tarafından 1962'de yayınlanan Türk Sineması Tarihi ve 1970'te yayınlanan Fuat Uzkınay kitaplarının temel kaynağını teşkil etmiştir.[40][47] Günümüzde de filme dair bilgilerin ve varsayımların çoğu Tilgen ve Özön'ün çalışmalarına dayanmaktadır.[40][50]

Bu film bugüne kadar bulunamamıştır. K.K. Foto-Film Merkezindeki katalogda bu ad altında kayıtlı filmin bununla hiçbir ilgisi yoktur. Dikkati çeken bir nokta da Uzkınay'ın 1953'te Foto-Film Merkezinden henüz emekliye ayrıldığı sırada sayın Tilgen'le yaptığı konuşmada bu filmin merkezde bulunduğundan hiç söz açmamasıdır, öbür filmlerinin resimlerini merkezin arşivindeki kopyalardan sağlayabilmesine rağmen Uzkınay bu filmle ilgili hiçbir fotoğraf verememiştir. Bundan dolayı filmin daha o vakit kaybolduğu sonucuna varılabilir. Foto-Film Merkezindeki filmlerin zaman zaman büyük kayıplara uğradığı, tasfiye edildiği bilinmektedir. Bu ilk filmimizin de bu arada kaybedilmiş olması mümkündür. Ancak filmin günün birinde beklenmedik bir yerden çıkması da aynı derecede mümkündür. Herhalde foto-film arşivinin yeni baştan ve tek tek elden geçirilmesi vakti çoktan gelmiştir.

Nijat Özön, Fuat Uzkınay kitabının 10. sayfa dipnotundan[22]

Film üzerine araştırmalar yapan Özön, Fuat Uzkınay adlı kitabında Tilgen'i kaynak alarak aktardığı bilgilerin ardından verdiği dipnot ile filmin henüz bulunamadığını ve Fuat Bey'in bu konu hakkında hiç konuşmadığını aktararak filmin henüz Fuat Bey hayattayken kaybolmuş olabileceği çıkarımını yapmıştır.[22][48][50]

Sinema yazarı Burçak Evren de Kasım 1984 tarihli Gelişim Sinema dergisindeki "İlk Türk Filmi Üstündeki Kuşkular" başlıklı yazısında Tilgen'in 1951'de Film ve Öğretim dergisinde yazdığı "Türk Filmciliğinin Tarihi" başlıklı yazısında Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı'ndan bahsetmemesini ve o tarihte hayatta olan Fuat Bey'in de kendisinden bahsedilmeyen bu çalışmayı tenkit etmemesini kuşku uyandırıcı bulduğunu yazmıştır.[51] Ayrıca yine Tilgen'in "Türk Filmciliği: Dünden Bugüne 1914-1953" adlı makalesinde alıcının abidenin birkaç metre yakınına yerleştirildiği bilgisinin yer almasına karşın daha uzak mesafelerden çekilen fotoğraflarda alıcının görünmemesi ile iki farklı makalesinde filmin uzunluğu hakkında 150 metre ile 300 metre olarak iki farklı bilginin yer almasını eleştirerek yazının ne ölçüde gerçeklere dayandığını sorgulamıştır.[50]

Filmin varlığına dair olasılıkları dört başlıkta toplayan Evren ilk olasılığı daha önce Burhan Arpad'ın Cumhuriyet gazetesinde yazdığı bir yazıya dayandırmaktadır.[51][50] Buna göre Fuat Bey kendisine verilen kısa süre içerisinde film çekmeyi öğrenememiş, oldukça verimsiz geçen çekim sonrası film yanmış, gösterilecek tepkilerden çekinmesi nedeniyle de bu başarısız denemeden hiç bahsetmemiştir.[47] İkinci olasılık abidenin yıkılışının gazetelere birçok kez haber olmasına karşın böyle bir filmden hiç bahsedilmemesinden ve hiçbir kayıtta yer almadığından dolayı filmin hiç çekilmemiş olabileceğidir.[52] Üçüncü olasılık aslen böyle bir film çekme planının hiçbir zaman olmamış olması ve bunu Nurullah Tilgen'in ortaya attığıdır.[51] Evren, bu noktada Tilgen'in 1951'deki makalesinde filmden hiç bahsetmemesine karşın 1953'teki makalesinde geniş yer vermesini şüphe uyandırıcı bulmaktadır.[52] Son iddia da filmin çekilmiş ancak zaman içerisinde kaybolmuş, başka kayıtlar ile karışmış ya da başka bir yere gönderilerek unutulmuş olabileceğidir.[47] Ayrıca Fuat Bey'in kızları Mualla Uzkınay ve Mutena Uzkınay ile de röportaj yapan Burçak Evren filme dair hiçbir belgenin olmadığı ve filmi kendilerinin de izlemedikleri cevabını almıştır.[53]

Evren, olumsuz görüşlere karşın dürüst bir kişi olarak tanımladığı Fuat Bey'in filmi nasıl çektiğine dair verdiği röportajı ve cumhuriyet döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri Foto Film Merkezi adını alacak olan Merkez Ordu Sinema Dairesinde her ne kadar içi boş olsa da üzerinde filmin adı ile kayıt kodunun bulunduğu bir kutunun bulunmasını göz önüne alarak filmin çekildiği ancak çeşitli nedenlerle günümüze kadar ulaşamadığı değerlendirmesinde bulunmaktadır.[46]

Filmin varlığına kuşkuyla yaklaşanların yanı sıra filmin kesin olarak çekildiğini savunan görüşler de mevcuttur. Sinema tarihçisi Rekin Teksoy, Sinema Tarihi adlı yapıtında filmin muhafaza edildiği Merkez Ordu Sinema Dairesinde bulunduğu sırada birkaç kez komutanlara gösteriminin yapıldığını ancak dairenin ve arşivinin 1941 yılında İstanbul'dan Ankara'ya taşınması sırasında diğer filmler arasında karıştığını savunmaktadır.[9] Merkez Ordu Sinema Dairesinde yirmi yıl müdürlük yapmış olan Nusret Eraslan da filmin varlığından emin olduklarını, taşınma sırasında diğer filmler ile karışma ihtimali nedeniyle filmi arşivde defalarca aradıklarını ancak bulamadıklarını ve filmin arşivde olmadığından emin olduğunu açıklamıştır.[1] Ayrıca filmlerin fazla ısındığı taktirde alev alabilen bir malzemeden üretildiğini ekleyerek arşivin Yıldız Sarayı'nda bulunduğu dönemde sarayı yangın tehdidinden korumak adına diğer birçok filmle birlikte denize atılmış olabileceğini ya da yurt dışına kaçırılmış olabileceğini belirtmiştir.[54] Bunlara ek olarak Fuat Bey ile Merkez Ordu Sinema Dairesinde çalışan Gafuri Akçakın 1930 yılında 150 metre uzunluğundaki filmi izlediğini ve komutanlarına izlettiğini iddia ederek Nijat Özön'ün Fuat Uzkınay kitabında editörlük yaptığını açıklamıştır.[55] Kunt Tulgar da 20 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul Belediyesi Film Deposu'nda çıkan yangın[56] sonrası sağlam kalan filmleri ayırdıkları sırada bu filmin bir kopyasının da karşılarına çıktığını ancak hasarlı olması ve tarihî önemini bilmemeleri nedeniyle çöpe attıklarını iddia etmiştir.[57]

İlk Türk filmi tartışmaları

Büyükanne Despina'dan bir kesit.

Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı, ilk Türk filmi olarak kabul edilip çekildiği yıl Türk sinemasının doğum yılı[58][59], çekildiği gün de Türk Sineması Günü[60][61] olarak kutlansa da bu konu son yıllarda tartışılmaktadır.[62] Burçak Evren, Hayal Perdesi dergisinin Kasım-Aralık 2013 tarihli sayısında Türklük anlayışını etnik köken değil vatandaşlık tabanlı olarak ele alarak Osmanlı tebaası olan Manaki Kardeşleri ilk Türk sinemacılar, 1905'te çektikleri filmleri İp Eğiren Kadınlar'ı da ilk Türk filmi olarak değerlendirmenin doğru olduğunu savunmaktadır.[63] Manaki Kardeşler üzerine çalışmalar yürüten Makedonya Sinematek Kurumu Film Arşivi Direktörü İgor Stardelov da aynı yaklaşımı sürdürmekle birlikte İp Eğiren Kadınlar'dan önce çekildiğini belirttiği Büyükanne Despina'nın ilk Türk filmi olarak kabul edilmesi gerektiğini öne sürmektedir.[64]

Dilek Kaya Mutlu ise Donanma Cemiyetinin 1910'ların başında çektiği filmlerin Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı'ndan daha önce çekilmiş olabileceği üzerinde durmaktadır.[65][66]

Notlar

  1. Filmin adı Türk Silahlı Kuvvetleri Foto Film Merkezi kataloğunda Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Hedmi olarak geçmesine rağmen kamuoyunda Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı olarak bilinmektedir.[1]

Kaynakça

Özel
  1. 1 2 Özuyar 1999, s. 129.
  2. Kaya Mutlu, Dilek (Ocak 2007). "The Russian Monument at Ayastefanos (San Stefano): Between Defeat and Revenge, Remembering and Forgetting" (İngilizce). Middle Eastern Studies (Taylor & Francis) (41): 75-86. DOI:10.1080/00263200601079682. ISSN 0026-3206.
  3. Koçu 1960, s. 1499.
  4. Holland, Thomas Erskine (1885). "The European Concert in the Eastern Question and Other Public Acts" (İngilizce). Oxford: Clarendon Press. ss. 335-348. https://archive.org/stream/europeanconcerti00holluoft#page/334/mode/2up. Erişim tarihi: 4 Mart 2013.
  5. Tuna, Turgay. "Fenerden Levantenlere, Eski Evlerden Mimarlara: Yeşilköy". obarsiv.com. 11 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6ghSKWJgs. Erişim tarihi: 11 Nisan 2016.
  6. 1 2 Denktaş 2011, s. 20.
  7. 1 2 3 4 Özön 2013, s. 50.
  8. 1 2 Evren 2014, s. 44.
  9. 1 2 3 4 Teksoy 2005, s. 55.
  10. Denktaş 2011, s. 29.
  11. Evren 2014, s. 46.
  12. 1 2 3 4 "Ayastefanos Rus Anıtı". revizyondergi.com. 6 Ağustos 2014. 10 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6gfZgW0hO. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  13. Denktaş 2011, s. 30.
  14. Denktaş 2011, s. 33.
  15. Denktaş 2011, s. 34.
  16. 1 2 Denktaş 2011, s. 1.
  17. Özön 1970, s. 8.
  18. 1 2 Denktaş 2011, s. 84.
  19. Perinçek, Mehmet (Ağustos 2009). "Dünya Savaşının Arifesinde Osmanlı-Rus Cemiyeti". Toplumsal Tarih (Tarih Vakfı Yurt Yayınları) (188): 84-89. ISSN 1300-7025.
  20. 1 2 3 4 Evren 2014, s. 45.
  21. 1 2 3 4 Koçu 1960, s. 1500.
  22. 1 2 3 Özön 1970, s. 10.
  23. Denktaş 2011, s. 86.
  24. Aybars, Ergün (1984). Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. 1. İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi. s. 61-70.
  25. "Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Harbine Girişi ve Çarpıştığı Cepheler". ttk.gov.tr. 12 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6giREGWYM. Erişim tarihi: 12 Nisan 2016.
  26. 1 2 Evren 2014, s. 40.
  27. Özuyar 1999, s. 122.
  28. 1 2 Özuyar 1999, s. 123.
  29. Denktaş 2011, s. 85.
  30. 1 2 Denktaş 2011, s. 93.
  31. Evren 2014, s. 49.
  32. 1 2 Özön 2013, s. 51.
  33. Denktaş 2011, s. 88.
  34. Margulies, Roni (Ocak 1994). "Ayastefanos [Yeşilköy]'taki Rus Kilise Abidesi'nin Yıkılışı". Toplumsal Tarih (1): 41.
  35. Evren 2014, s. 50.
  36. Özgüç, Agâh (2012). "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Hedmi (Yıkılışı)". Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü. İstanbul: Horizon International. ss. 21. ISBN 9786056172250.
  37. 1 2 3 Scognamillo, Giovanni (1990). Türk Sinema Tarihi. 1 (2 bas.). İstanbul: Metis Yayınları. s. 21. ISBN 975765034X.
  38. 1 2 Scognamillo 2003, s. 24.
  39. "Türk Sineması 89 Yaşında". kameraarkasi.org. 10 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6gfYk1uQA. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  40. 1 2 3 4 "Ayastefanos Anıtının Yıkılışı". kameraarkasi.org. 10 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6gfWjihRz. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  41. 1 2 Tilgen, Nurullah (Temmuz 1953). "Türk Filmciliği, Dünden Bugüne 1914-1953". Yıldız 2 (30): 16. 12 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6giY3oTnj. Erişim tarihi: 12 Nisan 2016.
  42. Scognamillo 2003, s. 23.
  43. Kaplan, Yusuf (2008). "Türk Sineması". Nowell-Smith, Geoffrey. Dünya Sinema Tarihi (2 bas.). İstanbul: Kabalcı Yayınevi. ss. 740. ISBN 9758240714.
  44. Özgüç, Agâh (1988). Kronolojik Türk Sinema Tarihi 1914-1918. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Sinema Dairesi Başkanlığı. s. 7.
  45. "Türk sinemasının 90 yıllık serüveni". hurriyet.com.tr. 12 Kasım 2004. 10 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6gfXtTFgt. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  46. 1 2 Evren 2014, s. 38.
  47. 1 2 3 4 Evren 2014, s. 51.
  48. 1 2 Scognamillo 2003, s. 25.
  49. Tilgen, Nurullah (Haziran 1954). "İlk Türk operatörü". Yirminci Asır 4 (25): 4. 12 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6giZ0T2gX. Erişim tarihi: 12 Nisan 2016.
  50. 1 2 3 4 Evren 2014, s. 52.
  51. 1 2 3 Evren, Burçak (Kasım 1984). "İlk Türk filmi üstündeki kuşkular". Gelişim Sinema (Gelişim Yayınları) (2): 6-8.
  52. 1 2 Evren 2014, s. 53.
  53. Evren, Burçak (Kasım 1984). "İlk Türk filmini biz de görmedik". Gelişim Sinema (Gelişim Yayınları) (2): 9.
  54. Özuyar 1999, s. 130.
  55. "İlk Türk filmini gören var". radikal.com.tr. 24 Şubat 2004. 11 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6ghQv3sy0. Erişim tarihi: 11 Nisan 2016.
  56. Keskin, Mehtap (Ocak 2008). "Kültürel Mirasın Korunması ve Film Arşivciliği: Kültür ve Turizm Bakanlığı Örneği". Ankara: kulturturizm.gov.tr. ss. 27. 12 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6ginsxtO1. Erişim tarihi: 12 Nisan 2016.
  57. Özgür Durmaz, Tuğba (29 Mart 2014). "Kunt Tulgar: İlk Türk filminin son durağı çöp sepeti oldu". hurriyet.com.tr. 12 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6ginS5id8. Erişim tarihi: 12 Nisan 2016.
  58. "Türkiye'de Sinema". sinema.gov.tr. 15 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6gn4NtJdE. Erişim tarihi: 15 Nisan 2016.
  59. "Türk sinemasının 100. doğum günü Çeşme'de kutlandı". cihan.com.tr. 24 Haziran 2014. 12 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6giaifUxG. Erişim tarihi: 12 Nisan 2016.
  60. Bozdemir, Banu (14 Kasım 2000). "Doğum günü tartışması". Milliyet 2000: s. 10.
  61. "“Giovanni Scognamillo’ya Saygı” Programı". kultur.istanbul. 13 Kasım 2013. 22 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6gwW2i3zn. Erişim tarihi: 21 Nisan 2016.
  62. Öztürk, Serdar (Haziran 2006). "Türk Sinemasında İlk Sansür Tartışmaları ve Yeni Belgeler". İleti-ş-im (Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi) (5): 50. ISSN 1305-2411. OCLC 839812762.
  63. Evren, Burçak (Kasım-Aralık 2013). "Balkanların ve Türk Sinemasının İlk Yönetmenlerinden Manaki Kardeşler". Hayal Perdesi (İstanbul: Bilim ve Sanat Vakfı) (37): 72-76.
  64. "Festivalde tarihi an: 1700'lerde doğmuş birini gördük". radikal.com.tr. 14 Nisan 2014. 15 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6gn44zhnQ. Erişim tarihi: 15 Nisan 2016.
  65. Kaya Mutlu, Dilek (2007). "Ayastefanos’taki Rus Abidesi: Kim Yıktı? Kim Çekti? Kim 'Yazdı'?'". Bayrakdar, Deniz. Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler. 6. İstanbul: Bağlam Yayınları. ss. 17-29. ISBN 9789758803804.
  66. Paça Cengiz, Esin (Mart 2015). "Türkiye'de Sinema, Tarih ve Temsil İlişkisi Üzerine Sorular". Toplumsal Tarih (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları) (255): 87. ISSN 1300-7025. OCLC 45849593.
Genel

Dış bağlantılar

This article is issued from Vikipedi - version of the 11/29/2016. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.